Çarşılardan Müzelere

 

MELIKE ZEYNEP SARIBAYIR 14 KASIM 2017

Türkiye çok ulusluluğu içine sindiriyor mu ? Kapıları kendi vatandaşlarına kapalı bir şehir Avrupa kentine dönüşebilir mi ? Sadece kalabalık olmak yetmez, herkes söz sahibi olunca demokrasi sindirilir. Farklı fikirler seslendirilmeli. Beyin yıkaması yerine, beyin fırtınası yapılmalı. “Herkes kendi düşmanını kendisi yaratıyor.”i Birbirlerini ötekileştirmiş halklar ezilmeye mahkumdur. BBC World izlerken dikkatimi çekti, Asya’dan Afrika’dan gelişmekte olan ülkeler kendi ülkelerine yatırım yapılması için reklam veriyorlar. Eğer sermayeyi ulusallaştıramazsak, kendi içimizde üretim yerine ithalat yaparsak biz de gerilemeye mahkum kalırız. Türkiye’de halk içinde eşitsizlik var. Sigara içki gibi zararlı madde kullanımı yaygın olup bunlara ayrılan bütçe ailelerin belini kırıyor. Her kitap okunmaz. Kitaplar Atatürk devrimlerini yüceltiyorsa, gençleri ve halkı Atatürk’ün izinden gitmeye itiyorsa o zaman iyidirler. “İyi bir komşu korkmadığınız bir yabancı mıdır?” Konulu 15. İstanbul Bienaline ve “Sanatçı ve Zamanı” adlı sergiye gittim. İzlenimlerimi ve çıkarttığım fikirleri bu yazıda bulabilirsiniz.

Karşıdan karşıya geçerken otobüs kayıdını duydum. This station is Bostancı. Passangers who want to leave in Bostancı should leave now. Next station is Maltepe. İstanbul

M saribayir (YourStudentID) / SupervisorSurname / 15 Kas 2017 … 2

büyük bir metropolitan ve Türkiye çok uluslu, çok kültürlü bir dünya ülkesi. Aramızda Maltepe’de inecek İngilizler varmış gibi hissediyor insan. Daha kendi ülkemizdeki farklılıklara hazır değilken, bu farklılıkları ört bas eder ve yok sayarken nasıl bir dünya devleti olalım? Tek renk, tek dil, tek millet, tek ırk diye halka baskı yapılırken, otobüslerden gelen bu İngilizce uyarı kime hitabediyor ? Marketlerde kestanenin kilosu 22 TL ye ulaştı. Çalışan ve pazara gidemeyen anneler ailelerine haftada bir kez kestane pişirebiliyor. Neden Karadeniz gibi ağaç deposu olan bir ülkede kestane bu kadar pahallı? Türkiye’de hayvancılık yapılacak onca yayla, ekilip biçilecek onca tarla, pamuk toplanacak ovalar, meyve ve sebze bahçeleri varken yine de Türkiye 126 ülkeden 133 meyve ve sebze ithal ediyor. Marul, sivri biber, taze ve kurusoğan bile ithal ediyoruz. Çavdar ekmeği 2.5 TL, beyaz ekmek 1 TL ? Neden?

Batı taklidi kafeler, lüks caddelerde dünya markaları satılıyor. Üreten, ürettiği kadar, emeği kadar kazanan bununla yetinen insan az. İşsiz güçsüz gençler ve orta yaşlılar hafta içleri öğlen saatleri kafeleri dolduruyor. İnsan kendine sormadan edemiyor. Bu kadar gence üretici olmaları için donanımları ve yetenekleri doğrultusunda iş imkanı verilse ülke kalkınır. Sigara tüketimi Türkiye’de çok fazla. Dünyanın en çok sigara tüketen milletleri şöyle: Güney Afrika %19.8, Güney Kore, %19.9, Birleşik Krallık %20, İsviçre %20.4, Slovenya %20.5, Almanya %20.9, İtalya %21.1, Çek Cumhuriyeti %22.2, Litvanya %22.2, Avusturya %23.2, Polonya %23.8, Türkiye %23.8, ( 11. Sırada), İspanya %23.9, Fransa %24.1, Rusya %24.2, Çin %25.5, Estonya %26, Macaristan %26.5, Şili %29.8, Letonya %34.3, Endonezya %37.9, Yunanistan % 38.9. Yiyeceklerinden kısanlar asgari ücretle geçinenler aylıklarının yarısını sigaraya harcıyorlar. Ben de 36 yıllık hayatımda bir defa bile ağzıma sigara sürmemiş olmama karşın istemeden kötü bir pasif tüketiciyim. Nargile kafe çılgınlığı da cabası.

M saribayir (YourStudentID) / SupervisorSurname / 15 Kas 2017 … 3

Nargilenin tütünü Mısır ve Dubai den getiriliyor. Hayat pahallığı sürerken kendimi işportalarda parfüm satın alırken buldum. Bu parfümler iyi kimyagerlerin taklitleri olarak üretiliyor ve esansları kısa süre içinde uçup gidiyor. Fakat fiyatlarındaki uygunluk insanı cezbediyor. Halkın içinde alım gücü açısından büyük farklılıklar görüyorum. Kimileri Bağdat Caddesinde türlü Avrupa markalarını tüketiyorken, bazıları ise semtlerin ara sokaklarındaki çarşı pazardan giyiniyor. Bu tarz yerlerde kalite düşüyor fakat halk da çıplak da kalmıyor. Tatlı gibi ağar yemekler de fazla tüketiliyor. Türk halkı tatlılar, börekler, çörekler, yağlı kızartmalar derken obezite sorunuyla karşı karşıya kalıyor. Atatürk ileri görüşlü mantıklı sözler söylemiş. Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur. Dengeli beslenerek ve günde 10.000 adım atarak kış mevsimi güçten düşmeden geçirmek mümkün.

İyi eğitim sahibi olan ve kitap okuyan sayısı da oldukça az. 78 milyonluk Türkiye’de 2016 yılında kişi başına düşen kitap adedi 8.4 oldu bütün yıl boyunca. TÜİK verilerine göre, kitap okumak Türk insanının ihtiyaç listesinde 235. sırada. Kitap okumaya ayırdığımız süre günde ortalama sadece 1 dakika. Buna karşılık TV izlemeye ortalama 6 saat, internete bağlanmaya 2 saat ayırıyor her gün. Basılı kitap sayısı artıyor ancak kitap okuma oranı yükselmiyor çünkü kitapları bibloymuş gibi büfe süsü yapıyorlar. Tüyap kitap fuarı eskisi gibi değil. Dini içerikli yayınlar oldukça fazla. Eskisi gibi çoluk cocuk genç anne baba orta yaşlı ve yaşlı kitap severlerle dolu değil. Öğrencilerini kitap fuarı gezisi yaptırmak isteyen hoca da az. Katılımcı sayısı o kadar az ki vestiyer koymuşlar kapıya. Gözüme Selahattin Demirtaş’ın Seher kitabını tanıtan dipnot yayınevi erişti. Diğer standlarda olmayan bir enerji bir umut vardı. Bir dahaki sene de tüyap kitap fuarına gidecek değilim. Kitaplarımı Kadıköy Nezih, İstiklal Caddesi Mephisto dan başka yerden almam. İnternetten ise en güvenilir satış sitesi Pandora.com. Kitap okumak bir serüvendir.“Kitap sonsuz bir kendini keşif

M saribayir (YourStudentID) / SupervisorSurname / 15 Kas 2017 … 4

operasyonudur, iyi kitaplar kabul edilmiş doğruları sorgular, tabuları yıkar, dünyanın saklamaya çalıştığı yalanları açığa çıkarır, gerçeklerin üzerine parlak spotlar koyar. İyi kitaplar bizlere sorular sormak ve bilinmeyeni araştırmak için kesin özgürlük tanır.”ii Kitap taklit edilmez. Kitaplar dini dogmalar içerdiğinde bizi hasta eder. Kitaplar aracılığıyla insanları korkutmak, dini duygularını sömürmek, insanların gözlerini bağlamaktır. Kitaplar Atatürk devrimlerini yüceltiyorsa, gençleri ve halkı Atatürk’ün izinden gitmeye itiyorsa o zaman iyidirler.

Geçen ay İstanbul Modern Sanat müzesinde “İyi bir komşu korkmadığınız bir yabancı mıdır?” Konulu 15. İstanbul Bienaline ve “Sanatçı ve Zamanı” adlı sergiye gittim.Girişte Yonamine’nin küreselleşme ve kapitalizme karşı Avrupa ve Afrika’da kültürel etkileşim, ayrımcılık, toplumsal farklılaşma temalı kolajları vardı.Bölgemizdeki komşu ülkeler gitgide silahlanmayı arttırıyor ve birbirlerine göz dağı veriyorlar. Soğuk savaş veya istila bizim birbirimiden ve kendimizden korkmamıza sebep oluyor. Birbirimizi ötekileştiriyor birbirimizden korkuyoruz. Barışın egemen olduğu ülkelerde korku yoktur. Bir Hollywood filminin veya akılda kalıcı bir müziğin dünyada yarattığı etki küreselleşme örneğidir. “Küreselleşme dünyanın bir ucundaki her gelişmeden diğer bir ucundaki insanların haberdar olabilmesidir” Bu etki kültür yozlaşmasıdır, emperyalist kültür endüstirisidir. Kadri Upson’ın ev-siz nesne, sokağa atılmış mobilyalar, düzensizlik ve sahiplerine duyulan merak ve arzuya dönüşüm geçirmesi, mobilyaların dünyada hiçbir yerinin olmadığı anlatılıyor. Victor Leguy çalışmaları “Ülkelerin arasındaki görünmez sınırlar için yapılan kurumsal ve resmi tarih”i anlatıyor. Sosyalist ideoloji; siyaset, cehalet, veya yozlaşma nedeniyle basitleştiriliyor. Komşumuz siyah mı, beyaz mı ? Bizler yarı siyah, yarı beyaz mıyız? Fotoğrafların ve objelerin yarısı var yarısı yok. Bu da tamamlanmamışlığı ifade ediyor. Komşumuz pis mi

M saribayir (YourStudentID) / SupervisorSurname / 15 Kas 2017 … 5

temiz mi ? Bizim halkımız en çok bunu konuşmaz mı ? Pis komşu derken ayrımcılık yapmaz mıyız? Kablolar, anahtarlar, gözlükler, ışıklar etrafımızdaki eşyalara dönüşmek, onlarla bir olmak ister miyiz ? Ahmet Hamdi Tanpınar yazmış “Roma İmparatorları, krallar, büyük diktatörler hep kendileri gibi düşünsünler diye eşyalarını dostlarına hediye ederlerdi. Hatta Osmanlı Hükümdarlarının, vezirlerinin kürk ve kaftan ihsan etmeleri de bu yüzden olsa gerektir.”iii Bazı ev sahipleri de evlerinde çalışanlarına kendi kıyafetlerini giymeleri için verirler. Bu da ev sahibinin çalışanı üzerinde kurduğu baskıdır. Kendi eşyalarımıza dönüşmek onların bizim parmak izimiz olması ve bizi herkesten ayırması olası mıdır? Sanatçının temiz ve pis dişler gösteren eseri komşularımız hakkındaki önyargıları gösterir. Komşularımızda mikrop var mı veya onları mikrop olarak mı görüyoruz? Latifa Echakch hasta insanları ve işçileri betimlemiş. “Dünyanın her yerinde demokrasi protesto ve politik ilerleme kötücül güçlerin darbeleri altında eziliyor.” Bu eserin adı gibi “Silinen Kalabalık” ı anlatıyor. “İlerleme ve yıkım, kapitalizm, kaos, şans, çürüme, freskleri”. Zaman ve Sanatçı sergiside Türkiye’den sanatçıların bu konuya hassasiyet göstermesi de çok ilgimi çekti. Zamanın ilerlemiş olması sanatçının yeni zamanı algılayışını ilginç bulmama karşın eski yapıda olmamdan ötürü ilişki kuramadım. Kendim de amatör fotoğrafçı olduğumdan Gökşin Sipahioğlu’nun “Fransa, Paris 11 Mayıs 1968; Çin, Pekin Eylül 1920, Cibuti Mart 1967, Nijerya, Lagos Temmuz 1964, savaş fotoğraflarını beğendim. Coşkun Aral’ın Afganistan 1983, İrlanda 1981, Lübnan 1985, İran 1982, direniş fotoğraflarını beğendim. Fotoğraftan devam ederken Nuri Bilge Ceylan’ın “İstanbul’da bir Kış Akşamı” 2004, ve “Beyoğlu’nda Tramvaylar İstanbul” 2004 eserleri büyüleyiciydi. İlkinde biraz fotoğraf biraz resim dokunuşu vardı. İkincisi ise peri masalı gibi, karlar altında bir yeni yıl kutlamasını betimliyordu. Sergideki en dikkat çekici Hüseyin Çağlayan’ın kurulumu sanal bir kadın heykelinin arkadan gösterilen bir Türk Sanat Müziği korosu videosu eşliğinde “Üzgünüm

M saribayir (YourStudentID) / SupervisorSurname / 15 Kas 2017 … 6

Leyla” şarkısını dillendirmesiydi. Benim kişisel beğenim ise ortaçağ romanslarını hatırlatan şövalyelerin betimiydi; Sarkis 2007, Masumların Vitrayları.

“Diktatörlük demokrasinin, nefret tahammülün, teklik çokluğun, sömürü emeğin, doyumsuzluk vicdanın boğulmasıdır.”iv Türkiye’nin yolu uzun. “Cehalet faşizm ve karanlıkla ilişkidedir.”v Kendi karanlığımızı kendimiz yarattık dizi izleye izleye…

i KAFA dergisi

ii Litro Magazine – https://www.litro.co.uk/2016/11/a-reader-in-mind/ Vineetha Mokkil

iii Ahmet Hamdi Tanpınar – Saatleri Ayarlama Enstitüsü s.17 iv KAFA dergisi
v KAFA dergisi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s